EA çek elini ayağını artık ya. Götüme döndürdün işleri. Sanki Alien 8 monako.
Sayfalar
MAİL: Oyuncueposta@gmail.com - FACEBOOK: 724 Oyuncu - TWİTTER: Yokuz anam. Harikalar Tic. teması. Blogger tarafından desteklenmektedir.
28 Şubat 2012 Salı
BOONDOCK SAINTS : THE GAME
İlki iyi bi filmdi. Devam filmleri çöptü. Şimdi oyunu yapılıyormuş. PC , X360 ve muhtemelen PS3 için geliştirilen oyunun türü co-op shooter. Filme sadık kalacaklarmış. E3 te daha geniş tanıtımı yapılacakmış. Boktan bir TPS daha mı geliyor? Beklemedeyiz.
27 Şubat 2012 Pazartesi
WASTELAND 2 HAYAL Mİ GERÇEK Mİ ?
Brian Fargo: Efsanevi firma İnterplay'in kurucusu ve eski yöneticisi. (İnterplay:By Gamers for Gamers!!) Bard's Tale, Wasteland, Fallout 1 ve 2 nin yaratıcısı. Post-Apocalyptic dendi mi, attığını vuran adam.
Wasteland:1988 yapımı post-apocalyptic RPG. Kimilerine göre en başarılı batı ürünü RPG. (Batı, yani Japon işleri hariç.)
Fargo'nun 20 senedir bir hayali varmış, Wasteland 2 'yi yapmak. Kendisinden dinleyelim.
"Wasteland Fallout'un babasıdır. Zamanında yaptığımız oyunun isminin Fallout olma sebebi, Wasteland 2 'nin isim haklarının elimizde olmamasıydı. Hayranların beni yıllardır Wland 2 için dürtmesi sonucu, "bir ihtimal var mı?" diye düşünmeye başladım.
Fakat Fargo'nun önüne ummadığı engeller çıkmış.
"Fallout'un yaratıcısı, Wasteland'ın tasarımcısı, ve para basmış Fallout 3'ün mimarı, oyunumuza bir dağıtımcı bulamadık. Hiçkimse bir Party-Based RPG'ye yanaşmıyordu çünkü Bioware'in onbinlerce dolarlık projeleriyle yarışamayacağımızı düşündüler. Bir yandan onlara dert anlaşmakla uğraşıyorduk, bir yandan oyuncular bizi yeni oyun için her gün daha fazla dürtüklüyorlardı, bir yandan da yaptığımız tasarımlara, oyun mekaniklerine , her gün daha fazla ısınıyorduk."
"Oyun yukarıdan görünümlü olacak, bu bizi her olası durum için, günlerce grafik tasarlama eziyetinden kurtarıyor. İlk oyunun mekanikleri de, bizi deneme yanılma derdinden kurtaracak. Kodlamaya başlamadan yapmamız gereken tek önemli iş, mekanlar, item'lar ve NPC'leri yaratmak. Grafiklerin yaratacağı olası atmosfer eksiğini de, yerli yerinde müzikler ve seslerle kapatmak istiyorum."
Tabi bu projenin bir geliştirme maliyeti olacak. Fargo bunu yaklaşık 1 milyon $ olarak heaplamış. Parayı bulma hayali ise Kickstarter. Kickstarter, Amerikan vatandaşlarının internette projelerini yayınlayarak, ortak buldukları bir site. Önümüzdeki ay proje ortak aramaya başlayacak, o zaman göreceğiz işte gerçekleşecek mi, elde mi patlayacak?
Wasteland:1988 yapımı post-apocalyptic RPG. Kimilerine göre en başarılı batı ürünü RPG. (Batı, yani Japon işleri hariç.)
Fargo'nun 20 senedir bir hayali varmış, Wasteland 2 'yi yapmak. Kendisinden dinleyelim.
"Wasteland Fallout'un babasıdır. Zamanında yaptığımız oyunun isminin Fallout olma sebebi, Wasteland 2 'nin isim haklarının elimizde olmamasıydı. Hayranların beni yıllardır Wland 2 için dürtmesi sonucu, "bir ihtimal var mı?" diye düşünmeye başladım.
Fakat Fargo'nun önüne ummadığı engeller çıkmış.
"Fallout'un yaratıcısı, Wasteland'ın tasarımcısı, ve para basmış Fallout 3'ün mimarı, oyunumuza bir dağıtımcı bulamadık. Hiçkimse bir Party-Based RPG'ye yanaşmıyordu çünkü Bioware'in onbinlerce dolarlık projeleriyle yarışamayacağımızı düşündüler. Bir yandan onlara dert anlaşmakla uğraşıyorduk, bir yandan oyuncular bizi yeni oyun için her gün daha fazla dürtüklüyorlardı, bir yandan da yaptığımız tasarımlara, oyun mekaniklerine , her gün daha fazla ısınıyorduk."
"Oyun yukarıdan görünümlü olacak, bu bizi her olası durum için, günlerce grafik tasarlama eziyetinden kurtarıyor. İlk oyunun mekanikleri de, bizi deneme yanılma derdinden kurtaracak. Kodlamaya başlamadan yapmamız gereken tek önemli iş, mekanlar, item'lar ve NPC'leri yaratmak. Grafiklerin yaratacağı olası atmosfer eksiğini de, yerli yerinde müzikler ve seslerle kapatmak istiyorum."
Tabi bu projenin bir geliştirme maliyeti olacak. Fargo bunu yaklaşık 1 milyon $ olarak heaplamış. Parayı bulma hayali ise Kickstarter. Kickstarter, Amerikan vatandaşlarının internette projelerini yayınlayarak, ortak buldukları bir site. Önümüzdeki ay proje ortak aramaya başlayacak, o zaman göreceğiz işte gerçekleşecek mi, elde mi patlayacak?
23 Şubat 2012 Perşembe
MASS EFFECT 3 E İLK GÜN DLC GELİYOR
Electronic Arts, senin neden bir kere de "yok, o kadarına da tenezzül etmiyelim abi" dediğini görmüyorum lan? Starcraft 2 yi 60$ lık tek oyun olacakken, 180$ a alınabilecek 3 oyuna çevirdin ses etmedik. Lan senin işin gücün götlük icad etmek mi? Nedir lan ikinci gün oyuna ek karakter ve senaryo DLC si geliyo demek. Hayvan herif sen bitmiş oyunun içinden malzeme çıkarıp10$ a nası satarsın lan! Bak olum kurcaladığın oyun Quake 8 diil, oyundan kırptığın Prothean party member da kırmızı railgun değil. Anladın? Bir de zorla Origin mi ne boksa kullamaya mahkum ettiğin oyununda NPC ile karşilaşıcaz, o diycek bize hikayeyi açmak istiyosan git DLC satın al. Almazsan sümüğünü çeke çeke bak suratıma. Sen rahat ol üstad. Onun da ilacını yaparlar. Torrent'e yükledikleri oyuna öyle bi crack koyarlar ki, senin protheana, "Shephard Abi, rapid'den mi, megaupload'dan mı, torrent'ten mi açalım?" diye sordururlar. Sen de onlara hırsız dersin. Çok kötü küfür yemek istiyosun bu aralar.
22 Şubat 2012 Çarşamba
İNCELEME : SYNDİCATE
Öncelikle şunu söyleyerek başlayayım, eski Syndicate'ı oynamadım. Yani bu incelemede oyuna, “Hiç mi kutsala saygınız yok lan Allahsızlar” modunda yanaşmıyorum. Madde madde yanaşayım dedim, bütün yollar senaryo maddesine geldiğimde birbirine düğümlendi. Şöyle kabaca anlatmaya çalışayım, aslında single-multi olarak iki oyun var. Adamlar oyunu Multi oynansın diye yapmış. Multi can, Multi zevkli, arkadaşlarla güzel zaman geçirtir. Single, zaman kaybı.
AKSİYON DOZU, TEMPO
MULTİPLAYER
OYUNUN TÜRÜ NE?
Hiç lafı uzatmıyorum, bildiğiniz FPS bu. Her ne kadar türlü stealth-espionage safsataları, RPG öğesi zırvaları, puzzle çözmece geyikleri dönsede, oyun benim gözümde katıksız FPS'dir. MW tarzı siper almalı FPS değil ama. Quake tarzı düşmanın etrafında dönmeli, vurulmamak için zıplamalı falan FPS. Siz anladınız. Düşman siper alıyo ama bir tek onu yapıyo zaten. Bir de sayıca çok olduklarında sağdan soldan etrafımızı sarıyolar. Şimdi oyundaki bioçipimiz sayesinde stratejik bir şekilde oynayabildiğimizi falan söyleyenler olacaktır. Yapmayın arkadaşlar. Evet çipimizle düşmanın beynine girip kendi kafasına kurşun sıktırabiliyoruz. El bombasını elinde patlatıyoruz, Ya da geçici bir süre kendi tarafımıza çekiyoruz falan ama ben zaten oralardan iki kurşun sıktım geçtim abi. Gereksiz geldi. Ha Level-up RPG öğesi falan derseniz direk dalarım.
AKSİYON DOZU, TEMPO
Pek iyi değil. Zorluk düzeyi normal zorluk seviyesinde oynarsak yerli yerinde.Yeri geliyor nefes nefese koşturup, son enerjimizle şarjör değiştirecek bir siper arıyoruz. Ama oyunda birçok bölüm ölmeden geçiliyor. Hedefe kitlenen mermi atan tüfek var diyim size.
Şahsen bölümler esnasında sıkıldığım zamanlar oldu. Hemde bayağı sık. Bunun sebebini şöyle açıklamaya çalışayım. Hani oyunlarda görev esnasında objectiveimizi tamamlayınca sürpriz gelişmeler olur ve yenisi açılır ya. Syndicate de bu, “Yandaki kapıyı açtım kanka ordan git yirmi tane düşman öldür.” ya da “Aha kapı kitlendi üstüme elli düşman yağacak şimdi.” den öteye pek gitmiyor. Ha oyun shooter olarak nasıl derseniz, piyasa standartlarını tutturmuş diyim size. Silahlar, ateş etme bilmemne düzgün yani pek bi sıkıntı yok. Bir iki de teknolojik fikir, aksiyonun üzerine sos olmuş.
GÖRSELLİK, SES MÜZİK
Bir iki Hollywood ünlüsü seslendirmeye gelmiş, sesler müzikler genelde iyi, pek rahatsız edici detay dikkat çekmiyor. Grafikler de öyle. Düşman animasyonları, yani ölmeleri, mermi yemeleri bilmemne Call of Duty kalitesinde değil. Işıklandırmalar dikkat çekiyor ama harbiden çekiyor yani. Görselliği oynanabilirlikten önde tutmuşlar. Gölgeden ateş eden düşmanı göremeden öldürdüğümüz oluyor. Ya da bir köşeyi dönüp kör edici mavi spotların altında kalıyoruz, kapı duvar pencere birbirine karışıyo bazen..
SENARYO, ATMOSFER
Senaryo şahsen sevdiğim bir konsept. Yakın gelecek. Şirket savaşları. Bilgi çalma, sabotaj vs ile şirketlere hizmet eden ajanlar. Ajanların daha iyi olması için implantlarla kendini modifiye etmesi falan. Fena halde Shadowrun konsepti. Kötü mü, bence çok iyi. Çok umut vadediyor. Ama olmamış işte. Bizimkiler yine bilimkurguyu donuk, boş mekanlarda bilgisayarlardan kolumuza kıçımıza başımıza data yükleme diye götünden anlamış.
Şimdi şöyle bi duruma dikkatinizi çekicem. Piyasada iki tür oyun olmaya başladı. Birincisi karakterleri, dünyayı, etten kemikten, yaşayan varlıklar haline getiren, karakterimizle bağ kurduğumuz, başına birşey geldiğinde üzüldüğümüz/keyif aldığımız oyunlar. GTA'lar, Mass Effect'ler böyle mesela. Neden bu oyunlarda böyle hissediyoruz, bol ara demo var, bol sinematik ekran var. Karakterlerin geçmişleri, duyguları, sebepleri var. Bu birinci tür. İkinci tür de bize bi ansiklopedi dolusu bilgiyi, tarihi coğrafyayı, en ince detaylara kadar dayayan, ama zorlamadan meraklısı okur, siz okumasanızda bilmesenizde oyun akar rahat olun diyen oyunlar. Skyrim ve Deus-ex böyleydi. Syndicate de böyle. Yalnız..
Oyuncularda bünyeler, seçimlere, farklı sonlara, seçimlerimizle değişen hikayelere fena alıştı. Bu yüzden Syndicate'de “abi ben kimim, neden bu dallamaların her dediğini yapıyorum, bu yanımdaki lavuk ölse en ufak skmde olurmu, banane abi ba-na-ne”duygusundan bir türlü çıkamadım.
MULTİPLAYER
Hah burda biraz can geliyo işte. Bütün senaryo beklentilerini üzerimizden atıp, 4 kişi mission yapmaya çıkıyoruz. Bi kere o “Senin gitmen gereken dışında bütün kapılar kilitli” lineer ilerleyişi gidiyo. Yolu kendimiz seçip, kim bilgisayarda güvenliği kırsın, kim sniper takılsın, kim kimi iyileştirecek lan falan derken güzel zaman geçiriyoruz. Uzun süre online oynanınca, level atlamış, yetenek puanlarını yatıra yatıra iyice uzmanlaşmış tipler ortaya çıkacak. 4 kişinin altında bir ekiple oynamak işi çok zora sokuyor. Mesela 4 nesneyi alıp geri dönme görevleri var. 3 kişi oynandığı anda bu, son kalan parça için aynı yolu tekrar gitmek demek.
SON SÖZLER
Oyun bir sürü şey olmaya çalışsa da Shooter olup çıkmış. Oyun yokluğunda gider mi? Türü sevenine, piyasadaki daha iyi alternatifleri de oynamışsa gayet iyi gider. Şöyle bir bakınca sanki haddinden fazla mı eleştirmişim diye düşünüyorum. Ama yok, tek kişi oynarken bi ara bayağı sıkıldım. 8-9 saatlik bir Single Player FPS oynayacaksanız pek satın almaya değmez. Multi'ye bulaşmaya niyet ettiyseniz, bir denenmeli. Co-op oynayacaksınız bunu unutmayın. Klasik mantıkla, takım çalışması olmadan, mermi manyağı gibi koşuşturursanız anında yatarsınız dört kolluya.
İNCELEME: DAVİD DOUİLLET JUDO
PC'deki buruna göze yumruk vurma açlığı
Öncelikle neden bu oyunu oynadım onu bi deyim. PS ve Xbox kullanıcılarını kıskandığım bir konu varsa, o da fena dövüş oyuları. Öyle Pc'deki Street Fighter'lar, Tekken'ler değil bahsettiğim. Fight Night'lar, UFC'ler, ağzımın salyasını akıtıyo yıllardır. Aslıda niyetim şöyle iyi bi boks oyunu oyamaktı, şöyle kariyer yapılanından. Ama PC'ye çıkan son iyi boks oyunu 13 yaşında oyadığım 4D boxig olunca, mecbur alternatif aradım. İstemesemde Judo'ya geldim. Neden istemeden dedim? Çükü Judo kötü anıları çağrıştırıyo.
Yetimlerin silahı Judo
Şimdi efendim, bendeki bu judo travmasını anlayabilmeniz için sizi çocukluğumun tekme tokat yıllarına davet ediyorum. 6 yaşımdan 10-11 yaşıma kadar okuduğum ilkokul öyle bi yerdi ki, sanırsınız Şangay Beyaz Lotus Ninja Meslek Lisesi. Her teneffüs arasında birbirine tekme tokat girişenler mi ararsın, okula elinde mınçıka sallayarak gelenler mi, Duvarda 5erli gruplar halinde uçan tekme tekiğini mükemmelleştirmeye çalışanlar mı. İnanın bana fazlası var eksiği yok. Derslerde, okul koridorlarıdan Bruce Lee çığlıkları duyulan bi yer işte abartısız. Tabi bu düzende var olmak için ben de çok çalıştım, yastık yorgandan kum torbalarına saatlerce vurmalar, her karate filminin her hareketini ezberlemeler, sonra okulda her boş saniyede dövüş dövüş dövüş..
Yıllar geçtikçe tekiğimi olgunlaştırıyodum. Okulda sayılı 3-5 ustadan biri olmuştum. Artık yaşımızın da verdiği olgulukla (sanki 50 mınako) kopil kopil ortalarda dövüşmüyoduk, Mortal Kombat gibi, okulun her köşesinden çağırılmış ustalar her gün okul çıkışı turnuva yapıyor, pantolonlar gömlekler yırtılana kadar dövüşüyoduk. Kötürüm kalma pahasına Van Dam gibi bacak açıyordum, formumun zirvesindeydim. Tabi bi de meşhur okulun siyah kuşağı vardı. Turnuvayı kazanan o gece kuşağı eve götürür, yarınki turuvaya kadar embesil gibi önlüğüne bağlar gururla taşırdı.
Eyse efendim dediğim gibi en formda zamanlarımdı Kara kuşağı 3-4 gündür kaybetmemiştim. Bir gün biz turnuvaya başlayacakken, baktık alt sınıflardan bi tip böyle tekinsiz tekinsiz bize doğru seyirtiyo. Geldi bugün ben de dövüşecem dedi. Dedik adın ne? Hüseyin Yetim'miş adı. Boy desen belimize anca geliyo piç kurusu. Bizim ustalardan biri bi tokat vuruyim dedi, böyle Shinobi gibi, Zaitochi gibi bi hareket yaptı bu, çocuğu elini kıvırdı. Baktım iş ciddi, şampiyon olarak bırakın dedim ben alıyım ifadesini. Böyle yılan tekniklerinden vuruyom olmuyo, kaplan tekniklerinden vuruyom olmuyo, dövüş öyle uzadı ki, bahçenin bi ucundan öbürüne varmışız, kum havuzunun oraya. Dedim böyle olmuyo, yarım kadar bişey bu, kuru götlü falan, dedim bi tutup kaldırıp kumlara gömiyim bare şunu, o an judo'yla tanışmıştım millet, koskoca şampiyonun kafasını kuma gömüp beliden kuşağını aldı judocu Yetim. Başka isteyen var mı dedi, bütün ustalar yok dedi.. Sonra günler geçti efendim, neyse...
Oyuna girelim artık
David Douillet Judo'la girince önce tutoriala bi baktım. Gayet güzel ve öğretici. David efendi, öğrecisiymişsin gibi birebir gösteriyo hareketleri, çalıştırıyo, arada judonun felsefesini anlatıyo, rakibine selam vermeyi unutma çekirge falan diyo. Sonunda peki hoca bana bi iki numara daha göster derseniz de kitabunğuskerün diyo yere çalıp mezu ediyo sizi.
Hocadan dersimi aldıktan sonra yarattım karakterimi. Yaratmak dediysem de oyudaki 8 adamdan birinin ismini değiştirip, statlara veya tekniklere puan dağıtıyoruz. Statlar klasik Strength Stamina Speed Timing vs.. Teknikler de judo hareketleri 35-40 tane var. Bunlara XP bastıkça harekette uzmanlaşıyoruz.
Karakteri yarattıktan sonra turnuvalara giriyoruz. Dan atladıkça, küçük turnuvalardan, ulusal liglere, Düya Şampiyonalarına akıyoruz. Oyunun eksileri turnuvalarda hep aynı belli tiplerle karşılaşmak,
ve Dövüşmek dışında kariyer modunda hiç bir şey olmaması. Biraz para kazanıp harcayabilmek, Ya da ince bir senaryomuz olsaydı oyun şahane olabilirdi. Böyle olunca karı yok kız yok hep Judo hep Judo bi yere kadar oyalıyo.
Karıdan kızdan geçtim, Judoyu Jujitsuyu seçtim
Son olarak şunu söyliyim. Oyunda dövüşmek gerçekten zevkli. Saldırmak yada rakibin saldırısına kontra yapmak eğlenceli. Judo rakibin hareketlerini bozarak yapılan bi spor olduğundan, mesela o bizi düşürmek için üzerimize yüklenirken, bizim de onu çekerek düşürmemize şans veriyo.
Son söz. Bi bakın derim. PC'de ne boks, ne MMA hiçbişey olmadığından, en iyi ve tek seçim bu gibi.
21 Şubat 2012 Salı
EN İYİ OYUN MÜZİKLERİ 3 (C64)
Dosyaya Comodorre'la devam ediyoruz. Buyrun kafa ayarına.
5-RUBİCON
4-KİNETİX
3-ONE MAN AND HİS DROİD
2-R-TYPE
1-MONTY ON THE RUN
Bu da gitar coverı
5-RUBİCON
4-KİNETİX
3-ONE MAN AND HİS DROİD
2-R-TYPE
1-MONTY ON THE RUN
Bu da gitar coverı
ALAN WAKE ÜZERİNDEN PC , KONSOL , KORSAN VE SATIŞLAR
Önce haberi verelim sonra yorum yapmaya çalışalım.
Haber bu kadar. Yorumlamaya çalışalım.
Not: Korsan taraftarı değilim. Adamlar gerçekten "iyi bir oyun yapıp, üstüne uygun fiyata satıyorsa," satın alın abi.
Alan Wake PC piyasaya çıkışının ilk 48 saatinde bütün masraflarını kurtardı.
20 Şubatta 30 Dolar fiyatla piyasaya sürülen oyun, dev rakip MW3'ü de geçerek direk satış listelerinde tepeye vurdu. Oyun piyasaya çıktığı anda ön siparişle satın alan 1350 kişi oyunu oynamaya başladı. Gün sonunda 2656 kopya satılmıştı.
Finlandiyalı yapımcı Remedy oyunun steam versiyonunu bir dağıtıcıyla anlaşmadan kendi sattı. Kutulu versiyonu ise bir ay sonra Nordic Games adlı dağıtıcı satacak. Bakalım Remedy CEO'su ne demiş:
“Satışlardan çok mutluyuz. 48 saat içinde bütün dağıtım ve pazarlama masraflarımızı çıkarıp kara geçtik. Ve evet bu bizi PC platformu açısından çok heyecanlandırdı.”
Haber bu kadar. Yorumlamaya çalışalım.
1- Pc'ye yapılan oyunlardan artık korsan indirmeler yüzünden para kazanılmıyor, Korsan, PC oyunculuğunun sonunu getirmiştir lafı safsatadır.
2-Konsol için Exclusive oyun çıkarılmasının sebebi, O konsolun yapımcısının, daha konsol piyasaya sürülmeden, oyun yapımcılarına büyük paralar verip platformlarına oyun desteği almak için anlaşmalarıdır. İzin verildiği takdirde her firma, iyi bir oyunu varsa, her popüler Platforma yayınlamak veya Port etmek ister.
3-Bir oyun konsolunun ömrü teknolojisi eskimesinden çok, kopya korumasının kırılmasıyla ilgilidir. PS1 94'te piyasaya çıktı. Saniyesinde kırıp çiplediler. 2004'te hala satışı sürüyordu. Satışı 100 Milyonu geçti. PS2 2000'de çıktı hala satılıyor. 150 Milyondan fazla sattı. PS3 2006'da çıktı. Neden satışı 50 milyonlar seviyesinde? Peki tamamen kırıldığında ne olacak? Korsan korkusuyla oyun fiyatlarını indirecekler. Oyunlar bedava olunca konsol satışı katlanacak. Peki o zaman oyun üreticileri PS3'ü terk mi edecek? Karayip Denizi gibi korsan kaynayan PC'den bile kar ediyolar diyorum size..
4-Belki oyun fiyatları düşecek, hatta bedava dağıtılacak, ama PC asla ölmeyecek. Neye dayanarak mı söylüyorum, 3. Maddede Sony'nin nasıl para kazandığını anlamaya çalıştık. Peki PC'de Anakartından İşlemcisine, Sony gibi onlarca üretici yok mu? Özellikle Ekran kartı üreticileri günümüz sisteminde çalışacak oyunlara müdahale edip “Biraz daha kastırsın” demiyorlar mı?
5-Kalite düşüyor, Single Player modu 5 saatte biten “Dev” oyunlar piyasaya çıkıyor. Alan Wake'de gördüğümüz gibi 2 günde kara geçiyorlar. Bence boşa ağlıyolar..
6-Konsolun avantajlarını sonuna kadar sömüren iştahlı genç oyuncularının dışında, hayatında oyun oynamamış, evde LCD'nin yanına süs diye yerleştirmiş, bir pes bir fifa almış haftada iki saat ya bakan ya bakmayan bir kitle de olduğu aşikar. Hayatında Farmville dışında oyun oynamamış bu kitleye oyun satmanın tek yolu konsol. Doğru. Yüksek beklenti yok, ağır eleştiri yok, moda olan eğlenceyi pazarlamak var. Hemde daha yüksek fiyatla. Daha zahmetsiz bir kazanç..
6-Konsolun avantajlarını sonuna kadar sömüren iştahlı genç oyuncularının dışında, hayatında oyun oynamamış, evde LCD'nin yanına süs diye yerleştirmiş, bir pes bir fifa almış haftada iki saat ya bakan ya bakmayan bir kitle de olduğu aşikar. Hayatında Farmville dışında oyun oynamamış bu kitleye oyun satmanın tek yolu konsol. Doğru. Yüksek beklenti yok, ağır eleştiri yok, moda olan eğlenceyi pazarlamak var. Hemde daha yüksek fiyatla. Daha zahmetsiz bir kazanç..
Not: Korsan taraftarı değilim. Adamlar gerçekten "iyi bir oyun yapıp, üstüne uygun fiyata satıyorsa," satın alın abi.
20 Şubat 2012 Pazartesi
SYNDİCATE VE SLEEPİNG DOGS TRAİLER'LARI
Syndicate yarın piyasaya çıkıyor. Daha önce oyunla ilgili bir iki haber yapmıştık. Launch Trailer'ını da verelim.
Sleeping Dogs ise şaşırtmaya devam ediyor. True Crime Hong Kong'u nasıl mundar ettiler diye haberini yapmıştım. Bu yetim doğan proje, kederi çileyi ben mi yarattım lan, alayına isyan deyip her trailerında meydan okumaya devam etikçe kanım ısınıyo kendisine.
Etiketler:
Activision,
EA,
FPS,
PC,
PS,
Sleeping Dogs,
Square Enix,
Syndicate,
TPS,
True Crime,
Xbox
FAR CRY 3 TRAİLER
Onu bunu bilmem de bi an gerçek kamera çekimi mi yoksa animasyon mu diye ikileme düştüm. Bunca yıldır bu işlerle ilgiliyim, buna hiç düşünmeden gerçeklikten önceki son durak diyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)